Dolar : Alış : 5.8094 / Satış : 5.8199
Euro : Alış : 6.5445 / Satış : 6.5563
reklam-alani-banneri11
HAVA DURUMU
hava durumu

Balikesir13°CHafif Sağanak Yağışlı

Son Dakika Haberleri

Üyelik İşlemleri Yeni Üyelik / Giriş Yap

reklam970

DÜŞÜNMEK..

Ana Sayfa » Yazar » DÜŞÜNMEK..
04 Kasım 2016

Algı operasyonu; ‘’Düşünmeden karar veren insanların, kararlarını etkilemek ve kendi istediği gibi düşünmelerini sağlamak için yapılan’’ çalışmaların bütünüdür. Sözlükler böyle izah ediyor.  Spor, ticaret, dernekçilik dahil birçok branşta, yöneticilerin baş vurduğu bu yöntem, son 15 yıldır en çok siyasette kullanılır oldu. Adete politikacıların en güvendikleri yönteme dönüştü.  Çünkü, düşünen insanı kazanmak için, bazı gerçekleri belgeleriyle sunmak, ve muhatabının bunu irdelemesi ve kişisel kararını oluşturmasını beklemek gerekiyor. Zor bir yöntem yani.

 

Ama algı operasyonu öyle değil, çok kolay. Sıradan birkaç doğrunun peşinden, bir ciddi yalan veya yanlış bir şey söledinizmi, düşünmeye alışmayan insan, oradaki mesajların tümünü doğru olarak algılıyor. O güveni verdikten sonra da, siz ne deseniz ‘’doğru’’ olarak kabul ediyor. Örneğin siyasi iktidar; ‘’Akepe iktidarında, IMF borçlarının tamamı tasfiye edildi’’ diyor. Belki doğru ama, iktidarı aldıklarında T.C.’nin toplam dış borcu ‘’138 milyar dolar’’ iken, geldiğimiz 2016 yılnda ‘’ 650 milyar dolara’’ çıktığından söz etmiyor. Borç veren IMF değil belki. Bunun yerini ‘’Suudi fonları, Kuveyt Bankaları, Amerika’nın , Avrupa’nın , İsrail’in özel sektör Finans kurumları almış. ABD’ de, eksi faizle çalışan parayı, devlet garantisiyle ve % 7-8 yıllık faizle ülkene getirip, ‘’Bak ülkemiz hala yatırım yapılabilir halde’’ mesajı da bir ‘’algı operasyonudur.’’

 

Türkiye İstatistik Kurumunu,  enflasyon rakamlarını tesbit ve ilan ederken kullandığı yöntem de aynisidir. Evet, rakamsal hesaplamaları doğru olabilir ama, Tüketici fiyat endeksinde vatandaşın ihtiyaçları ve tüketimleri arasına, ‘’elmas, mücevher, kürk manto, balık yumurtası (havyar), parfümeri vs. gibi, halkın % 95 inin kullanmak değil, aklından geçirmediği tüketim harcamalarını, ‘’ortalama endekse’’ koyarsanız, tabii enflasyon çıkmaz. İşte bu da bir ‘’algı operasyonudur. Çünkü, toplum  TÜİK ilan ettiyse, doğrudur diye düşünüyor.

 

Son 15 yıldır, insanlar birbirlerinden şüphe duymaya başladılar. Bakıyoruz, iktidar % 45-50 oy almış. Her 2 kişiden bir Akepe’ye oy vermiş. Ama çevremizde ‘’Evet ben verdim’’ diyen kimse çıkmıyor. Ama zamanı geldimi gidip oyunu kullanıyor. Niye söylemiyor biliyormusunuz.? Çünkü düşünmüyor.! Düşünmeden kullanılan oyların büyük çoğunluğu, iktidardan ve güçlüden yana oluyor. İşte ‘’algı operasyonuna’’ en çarpıcı örnek bu bana göre.

 

Düşünen toplum yaratmanın birinci şartı, tabii ki eğitim ve öğretim. Cumhuriyetimizin kurucu iradesi onun için sanayileşme ve kalkınma kadar, eğitime önem vermiştir. Bu işlevi de en çok, imkanları son derece sınırlı kişilerin yaşadığı ve eğitildiği ‘’Köy enstitüleri’’ görmüştür. Özellikle ülkemizin doğu ve güney-doğu bölgelerinde hakim olan ‘’Feodal’’ yaşam biçimini tasfiye etmenin olmazsa-olmazı eğitim öğretim idi. Büyük Toprak ve köy ağalığının hüküm sür düğü bu bölgede, ‘’maraba’’ anlayışını ve ‘’Ümmet’’ toplumu yapısını tasfiye edebilmenin ilk şartı, eğitim ve okur yazarlığın geliştirilmesiydi. Atatürk’ün yaşadığı dönemde son derece sağlıklı bir şekilde uygulanan bu eğitim politikaları, çok partili yıllara geçilen 1946’dan sonra sekteye uğramaya başlamıştır. Özellikle, Demokrat Parti döneminde, büyük toprak ve köy ağalarının pazarlıkla oy kullanmaları, bölgeye yapılan yardım ve desteklerin kaymağına el koymaları, bölge insanının da henüz ‘’maraba’’ anlayışını terk edememiş olması sonucu, Cumhuriyetin Eğitim devrimi büyük sekteye uğramıştır.

 

Şunu da açıkça söylemeliyim ki; Demokrat Partiden sonra ülkeyi yöneten bütün sağ partiler, birbirlerinin devamı olmuştur. Toplumla yaptıkları alış-verişlerde hep ayni yöntemleri kullanmışlardır. Hepsi, ‘’din’’ faktörünü kaşımış, feodal yapıdan istifade etmişlerdir. Ayni yöntemler, hala geçerli taktikler olarak kullanılıyor.

 

İşte bu noktada, isyan ediyorum.!  Kime mi.? Gazi Mustafa Kemal’in en yakın silah arkadaşı, Cumhuriyetin ikinci adamı, Lozan kahramanı, büyük asker ve siyaset adamı İsmet İnönü’ye..

 

Niye mi.?  Türk eğitim ve öğretim devrimi, işlevini tamamlamadan ve özellikle doğu-güneydoğudaki feodal yapı tasfiye edilmeden ‘’Çok Partili sisteme’’ geçtiği için..

 

Okuyan-düşünen ve fikirler üreten bir toplumda, özgür bireyler olarak yaşamak dileğiyle saygılarımı sunuyorum.

Paylaş...Share on Facebook18Pin on Pinterest0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Share on VKShare on Tumblr0Print this pageEmail this to someone
İlgili Terimler :

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz